*

güncelbilim: Bazı hayvanlar tarafından sentezlendiği bilinen bir şeker türü insanlarda zehir etkisi göstermektedir.

**

İnsanlarda zehirli etkiler gösteren bir şekerin (Neu5Gc) evrimsel geçmişi araştırıldı.

***

Yaklaşık iki milyon yıl önce, diğer bir çok primattan farklı biçimde insanları hastalıklardan korunmasına rağmen kırmızı eti sağlık riski haline getiren bir genetik değişim meydana gelmiştir.

İnsan evriminin bu noktasında, Neu5Gc (N- Glikolilnöraminik asit) adı verilen bir şekerin sentezlenmesine izin veren, CMAH geni mutasyon geçirmiştir. Bu şeker kırmızı etlerde, bazı balık ve süt ürünlerinde bulunur. İnsanlar bu geni taşıyan bir hayvanın ürünlerini tükettiğinde iltihap, artrit ve kansere neden olabilen bağışıklık reaksiyonları geliştirir.

N- Glikolilnöraminik asit Nedir?

N- Glikolilnöraminik asit ( Neu5Gc ) birçok memelide rastlanan sialik asit molekülüdür. İlgili gen primatlarda bulunsa dahi insanlar Neu5Gc’yi sentezleyemez. İnsanlarda CMAH geni geri döndürülemez biçimde mutasyon geçirmiştir. CMP-N-asetilnöraminik asit, hidroksilaz kodlayan genin inaktivasyonu nedeniyle insan dokularında görülmez. CMAH geni, CMP-N-asetilnöraminik (CMP-Neu5Ac) asitten CMP-Neu5Gc’den sorumlu enzim olan CMP- N-asetilnöraminik asit hidroksilaz’ı kodlar. Bu CMAH kaybının 2-3 milyon yıl önce, Homo cinsinin ortaya çıkışından hemen önce gerçekleştiği tahmin edilmektedir.

Kırmızı et, inflamatuuar bir şeker olan NGNA içerir.

Nevada Üniversitesi araştırmacıları, 322 hayvan genom dizisini analiz etti. Hayvanların evrim tarihinde CMAH geninin ne zaman inaktif hale geldiğini veya “kapatıldığını” belirlemek için 322 hayvan genomundan gelen verileri bir “ağaç” içine yerleştirdiler. Bu çalışma, bazı türlerin neden aktif CMAH genine sahip olduğunu açıklamada kullanılmıştır.

Alvarez-Ponce laboratuarı biyoinformatik kullanarak genlerin ve genomların evrimi üzerine uzmanlaşmıştır. Şimdiye kadar araştırılan birkaç balık söz konusu olduğunda Neu5Gc şekerinin tıbbi açıdan kayda değer bir konsantrasyonu vardır ancak Neu5Gc konsantrasyonları, havyar olarak iyi bilinen balık yumurtalarında belirgin olarak daha yüksektir. Yüksek lisans öğrencisi Sateesh Peri, “en pahalı gıdalardan biri, en yüksek toksik Neu5Gc miktarına sahip” demektedir.

Kuşlarda aktif CMAH genleri bulunmamaktadır ; bu durum tavuk, hindi ve kaz gibi hayvanların ürünleri zararlı yan etkiler göstermez anlamına gelmektedir. CMAH genine sahip olmayan başka bir hayvan sınıfı, bir tür kertenkele haricinde sürüngenlerdir. Bu kertenkele içindeki genin varlığı, önceleri, sürüngen ve kuşların atasında genin kaybolmuş olabileceği varsayımına da meydan okumaktadır.

Diyet konularının yanı sıra CMAH geninin varlığı, hayvanlardan transplante edilen organların insanlar tarafından kabul edilip edilemeyeceği konusunda da önemli bir etkendir. CMAH geni taşıyan bir hayvana ait organlar, CMAH genine sahip olmayan bir insana nakledildiğinde, insan vücudu Neu5Gc şekeri nedeniyle organı reddedebilir.

Araştırmacılardan Alvarez-Ponce, ” İnsanın evrimi sırasında CMAH’nin inaktive edilmesi, insanları çeşitli patojenlerden kurtulmuş olabilir” demektedir. Örneğin “Enfeksiyon için Neu5Gc gerektiren bazı sıtma türlerinin varlığı bilinmektedir”.

CMAH geninin varlığı, insanların hangi hayvanları yemekten kaçması gerektiğini (veya az miktarda yemelisiniz) ve insanların hangi hayvan ısırıklarından kaçınması gerektiğini belirler. Eğer hayvan CMAH genine sahipse iltihaplanma, artrit ve kansere neden olabileceği için yenilmemelidir. Bununla birlikte, kırmızı eti ölçülü bir şekilde tüketmenin iyi olduğu düşünülmektedir. Eğer hayvan CMAH genine sahip değilse, bu hayvanların, Neu5Ac’ye (Neu5Gc’nin öncüsü) yapışan patojenler ihtiva etme ihtimalleri daha yüksektir ve bu insanlar açısından iyidir.

Bu araştırmanın gelecekte beslenme, genetik ve tıp alanında yapılacak çalışmalar için önemli bir atlama taşı olması bekleniyor. Genin nereden ve ne zaman kapanacağını bulmak, hangi türlerin toksik şeker Neu5Gc’ye sahip olma olasılığının yüksek olduğunu belirlemek açısından kritik önem taşır. Ekibinin çalışması, bazı hastalıkların nedenlerini anlamayı ve hastalıkların yayılımıyla mücadele yollarını bulmayı kolaylaştıracaktır.

Araştırmanın sonuçları, Oxford Üniversitesi bilim dergisi Genome Biology and Evolution’ın Ocak sayısında yayınlanacak.

KAYNAK

https://phys.org/news/2017-12-toxic-sugar-tree-evolutionary-history.html

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here